• Zafer Bayramınız Kutlu Olsun... Zafer Bayramınız Kutlu Olsun... Bu haber 30 Ağustos 2016, Salı 10:46:59 tarihinde eklendi
    "... Hiç şüphe etmemelidir ki, yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyetin temeli burada tarsin olundu (kuvvetlendirildi), hayatıebediyesi (ebedî hayatı) burada tetviç olundu (taçlandırıldı). Bu sahada akan Türk kanları, bu semada pervaz eden (uçan) şehit ruhları devlet ve cumhuriyetimizin ebedî muhafızlarıdır..." Mustafa Kemal ATATÜRK

     

     "25 Ağustos 1922 akşamı Başkomutan, Afyonkarahisar'ın 20 km kadar güneyinde Şuhut kasabasında, bir köy evinin üst katında kurulmuş sofrada, bir petrol lâmbasının sönük ışığı altında, akşam yemeğini yemektedir; taarruz ertesi sabah başlayacaktır. 

    Yaver Muzaffer Bey, kendisine topçu cephane miktarı hakkında bilgi veriyor. Buna göre taarruzdan önce yapılacak toplu ve sürekli topçu ateşi, ancak üç dört saat devam ettirilecektir. 

    Gazi Mustafa Kemal yemeğini bitirdikten sonra, iki tarafın arazi üzerindeki durumlarını gösteren haritayı istiyor; genel durumu bir kere daha inceliyor. Yaverine Döğer mevkii ile Dumlupınar arasındaki mesafeyi ölçtürüyor. Elindeki kalemle bu noktaya birkaç kere vuruyor; ağzından şu cümleler dökülüyor: 

    -Döğer, döğer; fakat döğemeyeceklerdir. Buradaki kuvvetleri hareketsiz kalmaya mahkûmdur. 

    Ayağa kalkıyor, Muzaffer Beye: 

    - Hadi haritaları topla, hareket ediyoruz diyor. 

    Gece yarısı olmuştur; Başkomutan, şimdi Kocatepe'nin eteklerindeki çadırlı ordugâhta, konik bir çadırdadır; gecenin koyu sessizliği içinde, yalnız ordugâhın önünden akan küçük bir dereden hafif su şırıltıları duyuluyor... Başkomutan, bir ara çadıra giren yaverine: 

    -Hazır mısınız? diye soruyor. 

    Olumlu cevap alınca doğruluyor, henüz bozulmamış olan portatif karyolasının üzerinden tabanca kemerini alıp kuşanıyor. Her günkü gibi tıraş olmuştur; eldivenleri elindedir, çadırdan çıkıyor... Ortalık zifirî karanlık... Petrol ve mum fenerlerinin titrek ışıkları altında Kocatepe'ye doğru çıkmaya başlıyor; öne doğru fazla eğilerek yürüyor. Arazi, arızalı olduğu için ağır ağır ilerliyor... Nihayet tepeye çıkmıştır; bütün karanlıkları delen gözleriyle ileriye bakıyor: 

    -Allah, Türk milletini ve ordusunu koruyacaktır! diye mırıldanıyor. 

    26 Ağustos 1922... Sabahın ilk ışıkları görünmüştür; Başkomutan tarassut (gözetleme) dürbününün başında, düşman tahkimatını seyrederken topçularımız ateşe başlıyor... Bu ateş, tahkimatı yer yer havaya uçurmaktadır... Fakat bir taraftan da tonlarca cephane su gibi akıp gitmektedir... Endişeye kapılanlar oluyor; bunu Başkomutan'a da söylüyorlar. O, büyük bir soğukkanlılıkla: 

    -Tek mermi kalıncaya kadar ateşe devam edilecektir, emrini veriyor ve ekliyor: "Cephane ikmalini düşmandan yapacağız."

    Akşam olmak üzeredir... Dâhi komutan etrafına bakarak: 

    -Yarın öğleden sonra Afyon'da olacağız diyor.

    O anda herkes şüphe ve tereddütle birbirinin yüzüne bakıyor; fakat ertesi gün, yani 27 Ağustos günü öğleden sonra hep beraber Afyon'dadırlar. 

    28 ve 29 Ağustos günleri verilen emirlere göre, düşman kovalanmakta ve sıkıştırılmaktadır. Başkomutan da evvelce tasarladığı yerde, düşmana son darbeyi vurmak için hazırlanmaktadır. 

    Nihayet 30 Ağustos... Başkomutan otomobiline biniyor. Şimdi Zafertepe diye anılan yere doğru inme emrini veriyor. Birinci Ordu Komutanı Nurettin Paşa: 

    -Paşam ateş hattına iniyorsunuz diyor. 

    Cevap veriyor: 

    -Siz burada kalınız!

    Yoluna devam ediyor. Düşmanın top ateşi altında bulunan bir yere geliyor; oradan dürbünle düşmanın asıl kuvvetlerinin bulunduğu yerlere doğru ilerlemekte olan piyade birliklerimizin hareketini takip ediyor. 

    Birdenbire, "Allah, Allah!.." sesleri yükseliyor. Askerlerimizin süngüleri batmak üzere bulunan güneşin kızıl ışıkları altında alev alev yanmaktadır; ölümü hiçe sayan kahramanlarımız, düşmanın üzerine ateşten bir çığ gibi iniyor. 

    O anda Büyük Komutan, elindeki sigarayı atıyor; ayağa kalkıyor. Siper içinde dimdik duruyor; bu, çok sevdiği, üzerlerine titrediği askerlerine karşı bir saygı duruşudur; gözleri nemlenmiştir. Eliyle muharebe alanını göstererek bağırıyor: 

    -Hacı Anesti, mağrur kumandan! Neredesin, gel de ordularını kurtar! (1)

    Ertesi gün sabahın erken saatlerinde muharebe alanını dolaşıyor. Manzara çok hazindir; binlerce düşman cesedi... Birbirinin üzerine yıkılmış yüzlerce topçu hayvanı... Terk edilmiş toplar; cephaneler... 

    Asil ruhlu Büyük İnsan, üzüntü duyuyor: 

    -Bu manzara insanlığı utandırabilir, fakat meşru müdafaamız için buna mecbur olduk. Türkler, başka milletlerin vatanında böyle bir harekete teşebbüs etmezler diyor.

    Biraz ileride topların arasında yerde bir Yunan bayrağı görüyor; eliyle işaret ederek emrediyor: 

    -Bir milletin istiklâl alâmetidir (sembolüdür). Düşmanın da olsa ona hürmet etmek lâzımdır. Bayrağı yerden kaldırıp topun üzerine koyunuz.(2) 

       30 Ağustos'un gerçek anlamını ve önemini Büyük Zafer'in ikinci yıl dönümünde (30Ağustos 1924) Dumlupınar'ın Çal tepesinde yapılan törende Atatürk'ün verdiği söylevde görürüz: 

    "... Hiç şüphe etmemelidir ki, yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyetin temeli burada tarsin olundu (kuvvetlendirildi), hayatıebediyesi (ebedî hayatı) burada tetviç olundu (taçlandırıldı). Bu sahada akan Türk kanları, bu semada pervaz eden (uçan) şehit ruhları devlet ve cumhuriyetimizin ebedî muhafızlarıdır." (3)


    (1) Türklerin taarruz etmeyeceklerine inanmış olan Yunan Başkomutanı Hacı Anesti, izinli olarak geldiği İzmir'de gazetecilere: "Karşımda Mustafa Kemal diye birini göremedim." demiştir. 

    (2) Hasan Rıza Soyak, Atatürk'ten Hatıralar, Cilt:I, Yapı Kredi Bankası Yayınları, İstanbul, 1973, s. 134-136.

    (3) Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin Tarihî Nuktu, Cumhuriyet Gazetesi Yayını, İstanbul, 1924, ss. 10,12:14; Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin Sonbahar Seyahatleri, Matbuat Müdiriyeti Umumiyesi Yayını, İstanbul, 1925, s. 37:39.


     


    Ahmet Bekir PALAZOĞLU


UYARI
Sitemizde yayınlanan ve kaynağı sitemize ait olan haberler, kaynak belirtmek ve bağlantı eklemek koşuluyla başka sitelerde yayınlanabilir. Kaynak belirtmeyen ve bağlantı eklemeyen yayıncılar hakkında hukuki haklarımızı kullanacağımızı saygıyla duyururuz.
0 0
7,393 kez okundu
0
0

YORUMLAR

2 Yorum

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan gazihaber sorumlu tutulamaz.

  • resim yarım_gazi Editöre şikayet et 30 Ağustos 2012 Perşembe 18:21

    Artık hiçbişey eskisi gibi değil eskiden güzel sürülerimiz vardı otur dersen oturur kalk dersen kalkardı şimdi güzel, Artık hiç evden çıkmaya da gerek yok ne davula ne kurban kesmeye ne selamlaşmaya artık birbrirlerimize yabancı olduk çelenk konsa ne konmasa ne artık bir milet bitti gitti EL-FATİHA
    1 Yanıtla
  • resim Savaş YÜCEL Editöre şikayet et 01 Eylül 2012 Cumartesi 19:37 Haklısın Şencay kardeşim, yozlaştık ve sessiz birer varlık olduk. Şehide tepki vermeyiz, bayrama tepki vermeyiz, hiç bir şeye tepki vermeye vermeye bizlerde korkak birer sürü haline geldik sanırım. Seçtiklerimize ne sözümüz ne nazımız geçiyor. Gerçi ben seçmedim ama seçilen bizi de yönetiyor seçeni de... 0 Yanıtla

YORUM YAZ

Ad soyad Mail Adresi Yorumunuz
BİZİ TAKİP EDİN
  • sosyal
  • sosyal
  • sosyal
  • sosyal
  • sosyal
Gazihaber yayın grubu. Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve aktif linkle kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Gazihaber.com Copyright 2011 / 2019 Video İzle - Sözleşmeli Haber - Esnaf Arama - Gaziantep Uyducu - Gümüşhane Haber - İslahiye Haber - Gaziantep Haber -