Hedef Protez
gazihaber.com RSS / XML
gazihaber.com
Bu haber 28 Nisan 2012, Cumartesi 20:36:41 tarihinde eklendi. 2689 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Suriyeli

Sitemiz köşe yazarlarından Sn. Gazi Savaş YÜCEL'in kaleminden bir kahramanlık öyküsünü de sizler için yayımlıyoruz.
Suriyeli

 

Terörle mücadelenin en çetin yapıldığı dönemlerdi, sanırım 1997 yılıydı. TRT 1 de ve TRT FM de bir yardım kampanyası başlatılmıştı. Türk Silahlı Kuvvetlerine ve Mehmetçik’e yardım kampanyası. Herkes elinden geldiğince yardım yapıyor, kimisi para yardımı kimisi gayrimenkul, kimisi de çorbada benimde bir parça tuzum olsun diye okuduğu kitaplarını satıyor ve kendi çapında yardım ediyordu. Tam bir Kurtuluş Savaşı ve tekâlifi milliye ruhuydu bu. Bizlerde görevimizin başında, bulduğumuz yarım yamalak çeken bir radyodan TRT FM’i dinlemeye çalışıyorduk. Spiker anonslarında tekrar tekrar, yapılacak yardımların güneydoğuda yaralanan ve sakat kalan Mehmetçiğin tedavisinde kullanılacağı vurgulanıyordu.

 

Tunceli dağları Ali boğazı mevkiinde ve operasyonun tam ortasındaydık. Bu arada çatışmaların hızı da yer yer artıyor, bazen daha da çetinleşiyordu. Soğuk hava veya olumsuz hava şartları engelleyemiyordu operasyonları. Bölge tamamen abluka altına alınmış ve arazi araması yapılıyordu ve terör örgütleri saklandıkları inlerden çıkarılmaya teslim olmaya zorlanıyordu. Fakat teslim olmak yerine yapılan çağrılara, teröristler ateşle karşılık veriyorlardı. Çatışmalar aralıklarla devam ediyordu. Teröristler çemberi yarıp kaçmaya yelteniyor ve her seferinde en sert şekilde karşılık görüyorlardı.

 

Askerlerimiz kararlı, komutanlarından aldıkları emirleri yerine getirebilmek için gece gündüz demiyor uykusuzluk ve yorgunluk dinlemiyor görevlerini layıkıyla yapabilmek için canla başla çalışıyorlardı.

 

 

Hava şartları dolayısıyla erzak ve mühimmat ikmali çok zor yapılabiliyordu. Her gün yağan yağmur sırılsıklam ediyordu askerleri, ama yılmak yoktu hiçbirinde. Hatta bazen 2–3 gün ikmal yapılamadığı askerlerimizin aç kaldığı da oluyordu, tüm bu olumsuzluklara rağmen onlar yine de canla başla görevlerini yapıyorlardı. Üst baş toz çamur içinde idi, elbiseler kirli, yüzler sakal tıraşı gelmiş ve gözleri çakmak çakmak askerler içlerinde hep aynı ümidi taşıyarak ve görevlerini yapıyor olmanın haklı gururunu taşıyarak günlerini geçiriyorlardı.

 

 

Bir yandan telsizle bölgede çıkan sıcak temas haberlerini takip ediyor bir yandan da dualar ederek temasa giren arkadaşlarına manevi anlamda destek olmaya çalışıyorlardı. Onlarda biliyorlardı ki bu mücadele çetin bir mücadeleydi ve bu mücadele sırası geldiğinde kendi sorumluluk bölgelerinde de yapılacak ve belki içlerinde şehit veya gazi mertebesine erişecek arkadaşları olacaktı.

 

Heyecan ve dikkatle bir yandan arazi gözleniyor bir yandan telsizden gelen sesler dinlenmeye çalışıyor yapılan mücadele gözlerde canlandırılmaya çalışılıyordu. Bu sırada telsizdeki ses çatışmalarda sağ ele geçirilen bir terörist olduğunu haber verdi. Terörist teslim olmuştu, bu haber sevinç yarattı askerler içinde. Yapılan mücadele boşuna değildi buradaki emekleri boşa çıkmıyordu demek ki. Telsizden yapılan anonslar yaralı askerlerden ve ölü ele geçirilen teröristlerden bahsetmeye başladığında suratlar asılmış ve gözlerde acı ile karışık kin ve nefret dolu bakışlar belirmeye başlamıştı. Hiç tanımadıkları adını dahi bilmedikleri belki de ömürlerinde bir kere dahi görmedikleri yaralı bir Mehmetçiğin intikamını almak duygusu hâkim oluyordu askerlere. O an dünya umurlarında değildi sanki yaralı askerin ailesi geliyordu gözlerinin önüne çıldırıyorlardı. Yaralının durumunun ağır olma hatta az sonra şehit olma olasılığı ve çatışma bölgesine uzak olmak elinden gelebilecek bir şeylerin olmaması içlerindeki kini daha da arttırıyordu. Çaresizlik belki de büküyordu boyunlarını. Ama onlar gözyaşlarını içlerine dökerek, sıra bize de gelecek nasıl olsa, bizde karşılaşacağız bu şerefsizlerle der gibi sabırla bekliyorlardı. Bu bakışlar kararlı bakışlardı, amansız bakışlardı. Acı vardı bakışlarda, kin vardı nefret vardı ve bu duyguları bastırmak belki de imkânsızdı. Teslim olan teröristi alıp bizim olduğumuz yere getirdiler.

 

 

 

Yabancı uyrukluydu ve Suriyeliydi. Türkçe bilmiyordu. Sadece Kürtçe konuşabiliyordu. Şişmiş bir vücutlu ve iri yapılıydı. Sarışın olduğunu elini yüzünü yıkadığı zaman anlayabildik. Üstünde peşmerge kıyafeti vardı, ayağında kara lastikten bir ayakkabı ve kat kat çorap vardı. Genç biriydi. Korktuğu gözlerinden belli oluyordu. Askerlerin ona nefretle baktığını gördükçe, daha da korkuyordu. Belki de “Az sonra beni öldürecekler” düşüncesi içindeydi kim bilir? Adını sorduk, nereli olduğunu, hangi grupla beraber olduğunu, operasyon başladığından beri neler yapıp nerelerde saklandıklarını, silah mühimmat miktarlarını ve sığınaklarını sorduk. Biraz korkuyla birazda yabancı olmanın verdiği duygularla olsa gerek sorularımıza kaçamak cevaplar veriyordu. Ona ne aradığını bizim vatanımıza ne maksatla geldiğini sorduk. Korkuyordu ve cevap veremiyordu, şehit olan ve yaralanan arkadaşlarımız geldi gözümün önüne, bu adam kim bilir kaç askerimizi şehit etmişti.

 

Askerler merakla ve aynı zamanda da büyük bir öfkeyle bakıyorlardı ona, bıraksam bir kaşık suda boğarlardı o haini. Ona aç olup olmadığını sordum,

—   Açım dedi. Zaten imkânlarımız kıttı. Fakat neticede insandık ve elimizde ne varsa ona da verdik. Yaptığımız belki o an için mantıklı değildi,  ama askerlerden hiç biri itiraz etmedi bu duruma. Teröristse korkudan fal taşı gibi açılmış gözlerle endişe ve merak içinde, kendisine ne yapacağımızı düşünüyor olmalıydı. Bu arada karnını doyurdu ve dinlendi.

 

Görüntüsüyle adeta insanlıktan çıkmış gibiydi, üstü başı leş gibiydi. Bir arkadaşımız bizlerden birini yakalasa ne yapacağını sordu ona, cevap veremiyordu. Kendisine ne yapacağımı bilip bilmediğini sordu dehşete kapılmış gibiydi açıldı gözleri, öyle ya durduk yerde ona neden iyi davranalım? Neden karnını doyuralım? Ekmeğimizi suyumuzu paylaşalım? Sorduğumuz hiçbir soruya cevap dahi alamamıştık üstelik o da bunun farkındaydı, “Az sonra öleceğim korkusu içini kaplamış olacak ki titriyordu.” Ama biz neler yapacaklarını iyi biliyorduk. Çünkü kısa bir süre önce yaptıkları gece baskınında birçok askerimizi şehit ettiklerini ve askerlerimizin cesetlerine tekrar tekrar kurşun sıktıklarını gördük. Hatta aldığı kurşun yaralarından dolayı, bayılan bir askerimizi öldü sanarak kulaklarını bile kestiklerini gördük.

 

Sorgu yapan arkadaş, büyük bir gurur ve nefretle şu cevabı veriyordu teröriste;

 

—   Biz TÜRK’üz bizim atalarımız dedelerimiz bu vatan için şehit düştüler. Bizi analarımız bu vatan için yetiştirdi ve bu günler için bize helal süt emzirdi. Sen şimdi, seni öldüreceğimizi düşünüyorsun, ama yanılıyorsun. Bizler, silahsız insanlara ateş etmeyiz. Sen teslim olmuşsun, senin cezanı Türk adaleti verecek. Ben ve askerlerim bu vatanı bölmeye çalışacak herkesle savaşırız. Ama asla silahsız insanlara hele de, sizin yaptığınız gibi masum çoluk çocuk kadın ve yaşlılara kurşun sıkmayız. Bunu sizlere acıdığımız için değil, yarın ahirette atalarımızın yüzüne bakamayız, Allah’a hesap veremeyiz diye yapmayız. Çünkü bizi yetiştirenler bu vicdanla yetiştirdi.

 

Askerlere baktım hepsi bu söze yürekten katılıyordu. Evet, anaları icap ederse şehit düşmeleri için göndermişti onları askere ve onlar askere başladıklarında yemin etmişlerdi. İcabında vatan ve millet uğruna seve seve canlarını vermeye, onlar öldürmek için değil, bu ülkenin namusunu şerefini korumak için yemin etmişlerdi. Onlar analarından babalarından masuma ateş etmek silahsıza silah kullanmak hikâyeleri dinlememişlerdi. Onlara ninni diye anlatılanlar hep yiğitlik ve mertlik hikâyeleriydi.


UYARI : "Sitemizde yayınlanan ve kaynağı sitemize ait olan haberler, kaynak belirtmek ve bağlantı eklemek koşuluyla başka sitelerde yayınlanabilir. Kaynak belirtmeyen ve bağlantı eklemeyen yayıncılar hakkında hukuki haklarımızı kullanacağımızı saygıyla duyururuz."
Yazdır Paylaş

YORUM YAZMA KURALLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ


Bütün Yorumları görmek için tıklayınız!

Resmi Gazete
ANKET
Ücretsiz Seyahat Kartı Tasarımını Nasıl Buldunuz?
Beğendim, çok güzel olmuş. - 85
Beğenmedim, beklentilerimden çok uzak bir tasarım. - 203
Diger anketlerimiz için tıklayın...
Yol Durumu
Dilekçe Örnekleri
Sayfa Yüklenme Süresi : 0.1208 Saniye
İslahiye Gaziantep Haber
Video İzle Sözleşmeli Haber © Copyright 2010 Gazi SOFT Her hakkı saklıdır.  
sanalbasin.com üyesidir